Bazı hikayeler bir fırsatla, bazıları bir hedefle başlar. Yunus Emre Kocaoğlu'nun hikayesi ise kendisine sorduğu bir soruyla başladı:
“Bundan 10 sene sonra 22 yaşındaki Yunus Emre'ye dönüp ‘Keşke o zaman öyle bir fırsat vardı, değerlendirseydin’ mi diyecektim; yoksa başaramasam da ‘En azından denedin ve gördün’ mü diyecektim?”
Yunus Emre ikinci seçeneği tercih etti.
Başladı.
Bugün 23 yaşında. Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü 3. sınıf öğrencisi. Doğuştan %90 görme engelli ve yaklaşık bir yıldır üniversite eğitiminin yanında Mağazanolsun ile e-ticaret faaliyetini sürdürüyor.
Fakat Yunus Emre'nin hikayesini önemli yapan yalnızca bunların aynı cümlede buluşması değil.
Onun hikayesi; kendi koşullarını tanımanın, neyi nasıl yapabileceğini araştırmanın, ihtiyaç duyduğu yerde destek almanın ve bütün korkuların geçmesini beklemeden harekete geçmenin hikayesi.
Ve bu hikayenin merkezinde Yunus Emre'nin hayatında özel bir yere sahip olan iki kelime var:
“İyi ki.”
Yunus Emre kendisini anlatmaya başladığında önce okulundan, e-ticaretten veya elde ettiği sonuçlardan söz etmiyor. Önce hayata nasıl baktığını anlatıyor:
“Ben keşkeleri hiç sevmem. Hep iyi kilerim olsun isterim. Başıma kötü bir şey geldiyse de ‘iyi ki gelmiş’ derim; buradan da bir şey öğrendim.”
Bu yaklaşım yalnızca e-ticarete başlama kararında ortaya çıkmış değil. Yunus Emre'nin geçmişine baktığımızda aynı düşünce biçiminin izlerini daha önce de görmek mümkün.
Doğuştan görme engelli olan Yunus Emre, 13 yaşında hafızlık eğitimine başladı. Kur'an-ı Kerim'i Braille alfabesiyle okuyarak üç yıl süren eğitimin ardından 16 yaşında hafızlık belgesini aldı. Eğitim hayatına devam etti ve liseden birincilikle mezun oldu.
2023 yılında Anadolu Ajansı onun hikayesini yayımladığında Yunus Emre henüz Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nün hazırlık sınıfındaydı. O günlerde hedeflerinden biri üniversiteyi de dereceyle tamamlamaktı.
Aynı röportajda verdiği mesaj ise bugünkü Yunus Emre'yi anlamak açısından daha da önemliydi: Kendisinde olmayan bir özelliğe odaklanmak yerine diğer yeteneklerini keşfetmenin ve onların üzerinden ilerlemenin öneminden söz ediyordu.
Aradan geçen yıllarda alan değişti. Bu kez karşısında eğitim hayatından farklı bir yol vardı: girişimcilik.
Ama yaklaşımı değişmedi.
Başarı hikayeleri çoğu zaman sonuçtan geriye doğru anlatılır. Birinin bugün geldiği noktayı gördüğümüzde başlangıçtaki tereddütlerini, kaygılarını ve cevaplayamadığı soruları kolayca unutabiliriz.
Yunus Emre ise o kısmı saklamıyor.
E-ticarete başlamayı düşündüğünde korkuları olduğunu açıkça söylüyor:
“Sizin bir korkunuz varsa benim beş vardı.”
Çünkü yeni bir işe başlamanın getirdiği olağan soru işaretlerinin yanında onun cevaplaması gereken başka bir soru daha bulunuyordu:
Kullanacağı dijital sistem onun için erişilebilir miydi?
Bir e-ticaret sitesinin çalışıyor olması başka, görme engelli bir kullanıcının o sistemi bağımsız biçimde kullanabilmesi başka bir şey.
Yunus Emre'nin dijital mağazasını yönetebilmesi için mağazanın ve yönetim panelinin kullandığı ekran okuyucu programla uyumlu olması gerekiyordu.
Bu nedenle varsayımda bulunmadı. Denedi.
Karar aşamasında Yunus Emre'ye örnek bir Mağazanolsun mağazası gönderildi. Mağazayı açtı ve ekran okuyucu programıyla incelemeye başladı. Ardından yönetim paneline girdi ve sistemin farklı bölümlerini kontrol etti.
Başlangıçta cevap aradığı soru “Bu sistemi kullanabilir miyim?” iken kısa süre sonra sorusu değişti:
“Peki burada benim yapamayacağım ne var?”
Hikayenin en önemli kırılma noktalarından biri tam olarak burada yaşandı.
Çünkü mesele artık yapıp yapamayacağı değildi. Hangi alanları kendisinin yönetebileceğini ve hangi noktada desteğe ihtiyaç duyacağını belirlemekti.
Yunus Emre kendi deneyimini şöyle anlatıyor:
“Ekran okuyucu program son derece rahat okuyor her şeyi. Panele girdim, baktım; yönetmesi de çok rahat.”
Mağazasının ve panelin temel süreçlerini ekran okuyucu yardımıyla yönetebildiğini gördü. Fakat bir alan farklıydı: sosyal medya.
Görsel ağırlıklı içeriklerin hazırlanması ve kontrol edilmesi onun açısından desteğe ihtiyaç duyduğu bir çalışma alanıydı.
Yunus Emre'nin burada verdiği karar da hikayesinin karakterini çok iyi anlatıyor. Yapamadığı bir alan olduğu için bütün süreçten vazgeçmedi.
Yalnızca o alan için destek aldı.
Yunus Emre bugün mağazasının yönetebildiği süreçlerini kendisi yürütürken sosyal medya tarafında destek alıyor.
Bu ayrıntı, girişimciliğe dair önemli bir noktayı gösteriyor:
Bağımsız olmak, her şeyi tek başına yapmak anlamına gelmiyor.
Kendi güçlü yanlarını bilmek kadar hangi noktada desteğe ihtiyaç duyduğunu bilmek de bir işi yönetmenin parçası.
Yunus Emre sistemin kendisi için erişilebilir olup olmadığını test etti. Yönetebildiği alanları belirledi. Destek gerektiren noktayı tespit etti ve çözüm oluşturdu.
Engelini yok saymadı. Engelinin işini hangi noktada etkilediğini anlayıp çalışma biçimini buna göre kurdu.
Bu nedenle onun hikayesini yalnızca “görme engeline rağmen başardı” şeklinde anlatmak eksik kalır.
Çünkü Yunus Emre'nin yaptığı şey koşullarını görmezden gelmek değil; kendi koşullarına uygun bir yol oluşturmak.
“Engel Benim Zihnimde Değil”
Yunus Emre görme engelinden söz ederken kendisini bir dezavantaj hikayesinin içine yerleştirmiyor.
Bunu kendi cümlesiyle çok daha güçlü anlatıyor:
“Engel benim gözümde; ruhumda, zihnimde, kalbimde değil.”
Bu yaklaşım bugüne ait değil.
2023 yılında Anadolu Ajansı'na konuştuğunda da benzer bir düşünceyi ifade etmişti. Görme engelli bireylerin toplumdaki diğer insanlardan farklı olmadığını söylerken, kişinin sahip olmadığı bir özelliğe odaklanmak yerine diğer yeteneklerini keşfetmesinin önemini vurgulamıştı.
Bugün e-ticaret deneyiminde de benzer bir yaklaşım görüyoruz.
Görme engelinin dijital mağaza yönetiminde hangi alanları etkileyebileceğine baktı. Ekran okuyucuyla kullanabildiği bölümleri kendisi yönetti. Görsel desteğe ihtiyaç duyduğu yerde yardım aldı.
Ve devam etti.
Yunus Emre engelini görmezden gelmiyor; onu tanıyor, çözümünü arıyor ve hayatının tamamını tanımlamasına izin vermiyor.
Yunus Emre'nin deneyimi bireysel bir girişimcilik hikayesinin ötesinde başka önemli bir konuyu da görünür hale getiriyor: dijital erişilebilirlik.
Bir internet sitesinin teknik olarak çalışması, herkes tarafından aynı şekilde kullanılabildiği anlamına gelmez.
Görme engelli kullanıcılar dijital platformlarda gezinirken ekran okuyucu teknolojilerinden yararlanabilir. Bu yazılımlar sayfadaki metinleri, bağlantıları, butonları ve farklı arayüz öğelerini kullanıcıya aktararak dijital ortamda daha bağımsız hareket edebilmelerine yardımcı olur.
Yunus Emre'nin kendi deneyiminde ekran okuyucu programın Mağazanolsun mağazasını ve yönetim panelini okuyabilmesi, e-ticaret faaliyetini sürdürebilmesinin önemli parçalarından biri olmuş durumda.
Bu nedenle erişilebilirliği yalnızca teknik bir özellik olarak değerlendirmemek gerekiyor.
Erişilebilirlik, bir insanın dijital dünyada ne kadar bağımsız hareket edebildiğiyle doğrudan ilgili.
Yunus Emre açısından paneli kullanabilmek yalnızca bir yazılım özelliğinin çalışması değil. Kendi işini yönetebilmek demek.
Bugün Yunus Emre yalnızca e-ticaretle ilgilenmiyor. Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'ndeki eğitimine de devam ediyor.
E-ticareti okulunun yerine koyduğu bir yol olarak değil, eğitim hayatının yanında geliştirdiği başka bir alan olarak sürdürüyor.
Kendi anlatımına göre günlük yaklaşık 2,5–3 saatini e-ticaret faaliyetlerine ayırıyor ve bunu okulunu aksatmadan yapabildiğini söylüyor.
Bu süre Yunus Emre'nin kişisel çalışma düzenini yansıtıyor. Her girişimcinin ihtiyaç duyacağı zaman; mağazanın yapısına, ürünlere, tanıtım çalışmalarına ve kişinin çalışma biçimine göre değişebilir.
Fakat onun deneyiminin gösterdiği önemli bir nokta var:
Girişimcilik, hayatın geri kalanını durdurmak zorunda değil.
Yunus Emre kendi günlük düzeninin içerisinde hem eğitimine hem girişimciliğe yer açmış durumda.
Bu da özellikle öğrenciyken girişimciliği deneyimlemek isteyen gençler açısından hikayesinin dikkat çekici taraflarından biri.
“Gözlerinize de İhtiyaç Yok”
Yunus Emre'nin konuşmasında bütün hikayenin en unutulmaz anlarından biri geliyor.
Mağazanolsun anlatımlarında kullanılan “Bilgisayara ihtiyacınız yok, telefon da yeterli” ifadesinden söz ediyor.
Sonra kendi deneyiminden hareketle cümleye bir ekleme yapıyor:
“Ben daha şaşıracağınız bir şey söyleyeyim. Gözlerinize de ihtiyaç yok.”
İlk anda gülümseten bir cümle. Ama arkasında oldukça ciddi bir deneyim var.
Bunu söyleyen kişi e-ticareti dışarıdan değerlendiren biri değil. Ekran okuyucusuyla mağazasına giriyor, panelini kullanıyor, işlerini takip ediyor, üniversite eğitimine devam ediyor, ihtiyaç duyduğu noktada destek alıyor ve yaklaşık bir yıldır kendi e-ticaret faaliyetini sürdürüyor.
Bu nedenle bu cümlenin gücü bir slogan olmasından değil, yaşanmış bir deneyimden çıkmasından geliyor.
Yunus Emre konuşmasının bir bölümünde e-ticaret faaliyetinden elde ettiği kazançtan da söz ediyor.
Sonra kendisini durduruyor:
“Kazançları boş ver.”
Bu geçiş aslında onun hikayesinin ruhunu oldukça iyi anlatıyor.
Çünkü Yunus Emre'nin e-ticaret deneyimini yalnızca finansal sonuç üzerinden anlatmak hikayeyi küçültür.
Burada başka kazanımlar da var: kendi zamanını yönetmek, yeni bir alan öğrenmek, bir dijital sistemi bağımsız biçimde kullanabilmek, üniversite hayatının yanında kendi çalışma düzenini oluşturmak ve karşılaştığı sorunlara çözüm geliştirmek.
Ve belki de en önemlisi, bir yıl önce verdiği kararın arkasında durabilmek.
Yunus Emre kendi deneyiminde elde ettiği finansal sonuçlardan memnun olduğunu ifade ediyor. Ancak bu sonuçlar onun kişisel deneyimine ait. Her girişimcinin elde edeceği sonuç; ayırdığı zaman, ürün seçimi, hedef kitlesi, tanıtım faaliyetleri ve çalışma biçimi gibi birçok değişkene göre farklılaşabilir.
Dolayısıyla bu hikayenin değeri belirli bir kazanç rakamında değil.
Başlamadan önce kendisine “Yapabilir miyim?” diye sorduğu bir işi bugün hayatının doğal bir parçası olarak yönetiyor olmasında.
Yunus Emre'nin 2023 yılında verdiği röportaj ile bugün anlattıklarını yan yana koyduğumuzda dikkat çekici bir devamlılık ortaya çıkıyor.
O dönem üniversitenin hazırlık sınıfındaydı. Liseden birincilikle mezun olmuştu. Hafızlık eğitimini tamamlamıştı. Üniversiteyi dereceyle bitirmek istediğini anlatıyordu.
Ve kendisinde olmayan bir özelliğe değil, sahip olduğu diğer yeteneklere odaklanmak gerektiğini söylüyordu.
Bugün aynı düşünceyi başka bir alanda uyguluyor.
Artık üniversitenin 3. sınıfında. Eğitimine devam ediyor. Bunun yanında e-ticareti öğrenmiş, kendisine uygun çalışma düzenini oluşturmuş ve yaklaşık bir yıldır dijital mağazasını yönetiyor.
Alan değişmiş olsa da yaklaşım aynı:
“Bunu yapamam” demeden önce “Bunu nasıl yapabilirim?” diye düşünmek.
Belki de Yunus Emre'nin hikayesindeki en güçlü devamlılık bu.
Bu hikayenin başlığındaki “Engel Yok” ifadesi, Yunus Emre'nin hayatında hiçbir zorluk olmadığı anlamına gelmiyor.
Tam tersine. Onun da korkuları var. Onun da desteğe ihtiyaç duyduğu noktalar var. Onun da karşısına çıkan zorluklar var.
Fakat bunların hiçbiri hikayenin son cümlesini belirlemiyor.
Çünkü cesaret, korkunun hiç olmaması değil; korkuya rağmen ne yapabileceğinizi araştırmak, denemek ve çözüm üretmek.
Yunus Emre'nin yaptığı da tam olarak bu.
E-ticarete başlamadan önce sistemin kendisi için erişilebilir olup olmadığını bilmiyordu. Kontrol etti. Paneli kullanıp kullanamayacağını bilmiyordu. Denedi. Sosyal medya tarafında desteğe ihtiyaç duyduğunu gördü. Destek aldı. Üniversiteyle birlikte yürütüp yürütemeyeceğini düşündü. Kendi çalışma düzenini oluşturdu.
Engellerin hiç olmadığı bir yol bulmadı.
Karşısına çıkan engellerin ilerlemesini durdurmadığı bir yol oluşturdu.
Şimdi hikayenin başladığı yere dönelim.
Yunus Emre e-ticarete başlama kararını verirken kendisini on yıl sonrasına götürmüştü.
Gelecekteki Yunus Emre'nin bugünkü haline ne söylemesini istediğini düşündü.
“Keşke deneseydin.”
mi?
Yoksa:
“İyi ki denedin.”
mi?
Başlangıç kararını ikinci ihtimal üzerine verdi.
Henüz o on yıl geçmedi. Yunus Emre de gelecekte nerede olacağını bilmiyor. Hiç kimse bilmiyor.
Ama onun için önemli olan geleceğin bütün cevaplarına sahip olmak değildi.
Bugünkü kararından gelecekte pişman olmamak için denemekti.
Ve yaklaşık bir yıl sonra geriye baktığında başlangıçta aradığı cevabı şimdiden vermeye başlamış durumda:
“İyi ki o gün bir karar verip bu adımı atmışım.”
Yunus Emre Kocaoğlu'nun hikayesini güçlü yapan şey hiçbir zorluk yaşamamış olması değil.
Tam tersine, karşısındaki koşulları gerçekçi biçimde değerlendirmesi.
Görme engelli olduğu için kullanacağı sistemin erişilebilirliğini kontrol etti. Yapabildiği işlemleri kendisi üstlendi. Görsel desteğe ihtiyaç duyduğu sosyal medya tarafında yardım aldı. Üniversite eğitimini bırakmak yerine e-ticareti hayatının içerisine yerleştirdi.
Yani önündeki engelleri görmezden gelmedi.
Onların etrafında kendi yolunu oluşturdu.
Yunus Emre'nin hikayesi, her şeyi tek başına yapabilmenin değil; neyi yapabildiğini keşfetmenin, ihtiyaç duyduğu yerde destek istemenin ve kendi koşullarına uygun bir yol oluşturmanın hikayesi.
Başlarken onun da kaygıları vardı. Sistemin kendisi için erişilebilir olup olmadığını bilmiyordu. Denedi. Ekran okuyucuyla mağazayı ve paneli kullanabildiğini gördü. Görsel ağırlıklı sosyal medya tarafında desteğe ihtiyaç duyduğunu fark etti ve çözümünü buldu. Üniversite eğitimine devam ederken e-ticareti hayatının içine yerleştirdi.
Bir yıl sonra geriye dönüp baktığında ise başlangıçta aradığı cevabı artık biliyor:
“İyi ki o gün bir karar verip bu adımı atmışım.”
Belki de Yunus Emre Kocaoğlu'nun hikayesini anlatmak için bundan daha güçlü bir cümleye ihtiyaç yok.
Yunus Emre Kocaoğlu, 23 yaşında Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü 3. sınıf öğrencisidir. Doğuştan %90 görme engelli olan Kocaoğlu, eğitim hayatının yanında yaklaşık bir yıldır Mağazanolsun ile e-ticaret faaliyetini sürdürmektedir.
Yunus Emre'nin kendi anlatımına göre Mağazanolsun mağazası ve yönetim paneli kullandığı ekran okuyucu program tarafından okunabiliyor. Bu sayede mağazasının farklı süreçlerini kendisi yönetebiliyor. Görsel ağırlıklı sosyal medya çalışmaları konusunda ise destek alıyor.
Evet. Yunus Emre, Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki eğitimine devam ederken e-ticaret faaliyetini de sürdürüyor. Kendi ifadesine göre okulunu aksatmadan günlük yaklaşık 2,5–3 saatini bu alana ayırıyor. Bu süre onun kişisel çalışma düzenini yansıtıyor ve herkes için aynı sürenin yeterli olacağı anlamına gelmiyor.
Başlangıç kararında gelecekte “keşke deneseydim” demek istememesi önemli rol oynadı. Yunus Emre, sonucu ne olursa olsun denemeyi hiç başlamamış olmaya tercih ettiğini ve bugün bu kararı için “iyi ki” dediğini ifade ediyor.
Bu durum kullanılan dijital altyapının erişilebilirliğine, kişinin ihtiyaçlarına ve gerekli desteklerin bulunmasına bağlıdır. Yunus Emre'nin kendi deneyiminde ekran okuyucu uyumluluğu, mağaza ve panel süreçlerinin önemli bir bölümünü yönetebilmesine imkan sağlıyor. Görsel ağırlıklı sosyal medya çalışmalarında ise destek alıyor.
Hayır. Bu başarı hikayesi Yunus Emre Kocaoğlu'nun kişisel deneyimini anlatmaktadır. E-ticarette elde edilen sonuçlar; ayrılan zaman, ürün seçimi, hedef kitle, tanıtım faaliyetleri, çalışma biçimi ve pazar koşulları gibi birçok etkene göre değişebilir.